bükülgen

flexural

Turkish-English dictionary. 2013.

Look at other dictionaries:

  • bükülgen — sf. 1) Kolay eğilip bükülen 2) dbl. Bükünlü …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • akamber — is., T. ak + Ar. ˁanber 1) Özellikle amber balığının bağırsaklarından çıkarılan, kül renginde, yapışkan, bükülgen ve misk gibi kokusu olan bir taş 2) Sıcak ülkelerde yetişen bir ağaçtan elde edilen katı, güzel kokulu reçine …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bükülgenlik — is., ği Bükülgen olma durumu …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bükünlü — sf., dbl. Türetmede ve çekimde kelime kökleri değişikliğe uğrayan, bükülgen, insirafi Birleşik Sözler bükünlü dil …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • dren — is., Fr. drain 1) Ark 2) tıp Ameliyat sonrası vücut içinde kalan doku artıklarını ve sıvıları dışarı atmak veya yara üzerindeki iltihabı akıtmakta kullanılan bükülgen tüp …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kıkırdak — is., ğı, anat. 1) Kemik kadar sert olmayan, dayanıklı, esnek, bükülgen, damarsız bağ dokusu Kulak kıkırdağı. 2) Sığır ve danada, hayvanın göğüs boşluğunun arka tarafının alt bölümünde bulunan parça Birleşik Sözler kıkırdak bilimi kıkırdak doku …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kurşun — is., kim. 1) Atom numarası 82, atom ağırlığı 207,21, yoğunluğu 11,3 olan, 327,4 °C de eriyen, yumuşak ve bükülgen, mavimtırak esmer renkte bir element (simgesi Pb) 2) sf. Bu elementten yapılmış Kurşun boru. 3) Tüfek, tabanca vb. hafif ateşli… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • marpuç — is., cu, Far. mārpīç Nargileye takılan ve kolayca içmeyi sağlayan, hortum biçiminde uzun ve bükülgen boru Nargilesinin marpucunu ayırdı dudaklarının arasından. N. Cumalı …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.